|
Öğrenim Durumu
|
|
|
|
Derece
|
Alan
|
Üniversite
|
Yıl
|
|
Lisans
|
Biyoloji
|
Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
|
2001
|
|
Yüksek Lisans
|
Fizyoloji
|
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi
|
2006
|
|
Doktora
|
Fizyoloji
|
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi
|
2012
|
|
Lisans
|
Sosyoloji
|
Anadolu Üniversitesi-Açıköğretim Fakültesi
|
2021
|
|
Lisans
|
Egzersiz ve Spor Bilimleri
|
Atatürk Üniversitesi-Açıköğretim Fakültesi
|
2024
|
Kan,
çok hücreli canlılarda hayatın devamı için yaşamsal öneme sahip olan bir
dokudur. Kan, plazma adı verilen sıvı ortam içinde kan hücrelerinin (eritrosit, lökosit, trombosit)
süspansiyon halinde dağıldığı, damar sisteminin içini dolduran ve kalbin pompa
gücü sayesinde bu sistem içinde tüm vücudu dolaşan bir dokudur. Kan dokusu,
fiziksel olarak hücresel elemanların plazma içindeki bir süspansiyonundan ibarettir.
Kanın hacim olarak %40–50 kadarı, esas olarak ortalama 8 μm çapında bikonkav diskoid hücreler olan eritrositlerden, küçük bir bölümü diğer kan
hücrelerinden, geri kalan %50–55’lik bölümü ise plazmadan oluşur.
Kan
dokusunun damar sistemi içindeki hareketi her şeyden önce kendi özelliklerine
ve akışkanlığına bağlıdır. Kanın akışkanlığı, tüm çok fazlı sıvılarda olduğu
gibi her bir fazın reolojik özellikleri ve iki fazın birbirine oranı ile
belirlenir. Bu iki fazı, kanın hücresel elemanları ve plazma oluşturur. Buna
göre, kanın akışkanlığı; plazma viskozitesi, hematokrit değeri ve kan
hücrelerinin reolojik davranışlarından etkilenir. Viskozite, bir akışkanın
(kan) belirli bir sıcaklıktaki akışa (kan akımı) karşı direncinin (kayma
gerilimi) ölçüsüdür. Eritrositlerin şekil değiştirme yetenekleri (deformabilite) ve tersinir kümelenme eğilimleri (agregasyon), değişik koşullarda kanın
akışkanlığının belirlenmesinde önemli rollere sahiptirler. Akım hızının yüksek
olduğu koşullarda eritrosit deformabilitesi kan viskozitesini belirleyen
temel faktörler arasındadır. Akımın yavaşlaması halinde ise, hücrelere etki
eden kuvvetler küçülür ve kümelenme eğilimi ön plana çıkar (agregasyon).
Eritrosit agregatlarının oluşması, bu koşullarda viskoziteyi yükseltir.
Plazma
bileşenlerinden özellikle fibrinojen konsantrasyonu eritrosit agregasyonunu (rulo formasyonu) etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Fibrinojen yanında
diğer akut faz reaktanları, plazma globulin fraksiyonlarındaki değişimler,
ozmolarite ve pH değişiklikleri, hematokrit değerindeki artış eritrosit
agregasyonunu etkiler. Eritrositlerin karakteristikleri, deformabilite,
eritrosit morfolojisi ve yüzey yükü farklılıkları ve membrana IgG bağlanımı
gibi hücresel özellikler de eritrositlerin intrinsik agregasyon
eğilimlerini değiştirir.
Tüm bunlardan yola çıkarak Hemoreoloji, kanın akışkanlık
özellikleri, bu davranışın belirleyicileri, patofizyolojik süreçlerdeki
değişiklikler ve bu özelliklerdeki değişikliklerin sonuçlarıyla ilgilenir.
Hemodinami ise, damar sistemindeki kanın akışını ve belirleyicilerini inceleyen
bilim dalıdır. Eritrositler, kanın hücresel içeriğinin %99,9'unu oluşturur; bu
nedenle kırmızı kan hücrelerinin mekanik özellikleri (deformabilite ve
agregasyon), kanın özel, Non-Newtonian davranışını belirler. Hemoreolojik
değişikliklerin (deformabilite, agregasyon, viskozite) önemli klinik sonuçları
vardır ve kan hücreleri ile plazmanın özellikleri çeşitli tedavi
yaklaşımlarının hedefi olmaktadır.
ARAŞTIRMA
ALANLARI
· Hemoreolojik Faktörlerin Hemodinamideki Rolü
· Eritrosit Agregasyonu
· Eritrosit Deformabilitesi
· Kan
ve Plazma Viskozitesi
· Mekanik Stres ve Stres Modelleri
· Hemoreolojik
Cihaz ve Ekipmanlar
· Biyomedikal Cihaz ve Ekipmanlar
· Ekstrakorporeal Dolaşım
· Eritrositlerin Mekanik
Özelliklerinin Düzenlenmesinde Hücre İçi Sinyal Mekanizmaları
· Karşılaştırmalı
Hemoreoloji
AKADEMİK YAYINLAR
Web Of Science: https://www.webofscience.com/wos/author/record/LXU-3673-2024